Can Pazarı

Can Pazarı

Yazan : Curzio Malaparte

Orijinal Adı : La Pelle

Yayınevi : Can Yayınları

Çeviren : Neyyire Gül Işık

Basım : 2016 Ocak

Sayfa Sayısı : 420

Okunma Tarihi : 2019 Haziran

Tanıtım Yazısı :

Zamanının adamı olmalı insan. Alçaklaştı mı, ta dibine değin inmeli alçaklığın.

İkinci Dünya Savaşı’nın yakın tanıklarından Malaparte, Avrupa tarihinden trajik bir kesit sunuyor okuruna. Can Pazarı’nın odağında İtalya, Napoli vardır: İtalya’da savaşın son evreleri, 1943 Eylül’ünden 1944 Mayıs’ına kadar olup bitenler… Malaparte, bir yandan tarihin trajik akışına müdahale edemeyen subay kimliğinin, diğer yandansa acımasız gözlem ve çıkarsamalarını esirgemeyen yazar kimliğinin yarattığı ikircikli konumundan hareketle Alman ordusu ile “kurtarıcı” Amerikan ve İngiliz ordularının arasında sürüklenmiş bir halkın yazgısını öyküler. Bunu yaparken de, bir savaşı kazanmak ve kaybetmek arasındaki, mağluplar ile galipler arasındaki belirleyici sınırların aslında ne denli kaygan olduğunu, savaşın neticesi olarak ortaya çıkan sefaletin daima her yana sızdığını kendine özgü çarpıcı anlatımıyla anımsatır. 

 Kitabın orijinal dili İtalyanca. Roman boyunca yazarın Amerikalı subaylarla olan diyaloglarının büyük kısmı ingilizce. Bunun nedeni telif hakkı kuralları mı yoksa yayınevinin benimsediği bir tarz nedeniyle mi bilemiyorum. Ayrıca Fransızca diyaloglar da var. Bunun sonucunda sayfa altlarında maddelerce çeviri var. Bu romanın akışını etkiliyor. Dipnotlara bakmadan okumak isterseniz ingilizce ve hatta fransızca da bilmeniz gerekiyor. Nedeni ne olursa olsun kötü bir sonucu olmuş.

Kitapta bol miktarda dizgi hatası da var. Bu da okuma tadını kaçırıyor. Kitabın içeriğine gelince; beklediğimi bulamadım. Yazarın anlatımı başarılı,zamanın İtalyasını oldukça iyi yansıtıyor. Ancak anlatımda kopukluklar var. Savaşın en çarpıcı sahnelerini yansıttığı, felaketin en ağır yanını anlattığı satırlardan sonra aniden bir parti ortamını anlatıyor,arkasından kaybolan köpeğini ve onu bulmak için yaptıklarını anlatıyor. Amerikalı askerlerden bahsederken neden sıklıkla ten rengini de işin içine katıyor bu da anlayamadığım bir nokta. Askerlerin “zenci” olduğunu bilmemiz bizim için ne fark yaratacak anlayamadım. Yazarı tanımadığım için “ırkçı bir yaklaşım” tanımlaması yapmayacağım. Kısacası evet yazarın güçlü bir kalemi, anlatım yeteneği olduğu tartışılmaz ama ben çok beğenmedim. Önereceğim bir roman değil. En azından kendimi kitaba veremedim.