Hayvanlaşan İnsan

Hayvanlaşan İnsan

Yazan : Emile Zola

Orijinal adı : La Bete Humanie

Yayınevi : İş Bankası Kültür Yayınları

Çeviren : Alev Özgüner

Basım : 2018 Nisan 1. baskı

Sayfa Sayısı : 404

Okunma Tarihi : 2018 Ekim

Tanıtım Yazısı :

Émile Zola (1840-1902): Natüralizm akımının en önemli temsilcilerinden biri olan Zola, romancının olayları bir izleyici gibi kaydetmekle yetinmemesi, kişileri ve tutkularını bir dizi deneye tabi tutarken, duygusal ve toplumsal olayları da bir kimyacı gibi ele alması gerektiğini savundu. Zola içinde yaşadığı eski dünyanın yıkıntılarını inceledi, gelecekteki bir dünyanın olgularını saptamaya çalıştı. Bu niyetle yirmi iki yılda yazdığı yirmi romandan oluşan Rougon-Macquartlar dizisi başta olmak üzere çok sayıda büyük eser verdi. İkinci İmparatorluk Dönemi’ni anlatan bu dizinin on yedinci kitabı Hayvanlaşan İnsan 1890’da yayımlandı. Roman 19. yüzyılda Paris ve Le Havre arasındaki demiryolu hattında geçen bir suç ve aşk hikâyesidir; insanın öldürme içgüdüsünü ve nasıl bir kötülük makinesine dönüşebileceğini anlatır. Zola’nın, eşsiz gözlem gücüyle endüstrileşmenin beraberinde getirdiği kasvetli, yıkıcı ve ilkel arzuları deşifre ettiği bu roman defalarca sinemaya da uyarlanmıştır.

Emile Zola’nın daha önce Germinal adlı kitabını okumuştum. Her iki eser de, başarılı olduğunu düşündüğüm çevirilerin de katkısıyla çok etkileyiciydi. Zola son derece akıcı bir üsluba sahip. Okuması çok rahat ve hızlı olabiliyor. Germinal’de bir maden ocağını tıpkı bir maden işçisi gibi son derece başarılı bir şekilde aktaran yazar, bu eserinde de trenleri ve özellikle lokomotifleri tıpkı bir makinist gibi okuyucuya aktarıyor. Nasıl bu kadar detaylı bilgilere sahip bilmiyorum ama kitaplarını okuduğunuzda sanki bir madenci ya da bir makinist kaleme almış gibi hissediyorsunuz.

Bu kitabında da zamanın Fransa’sını tüm çıplaklığı ve detayıyla aktarıyor. Arka planda Fransa, tren garları,lokomotifler, yoksulluk ve işçi sınıfı var. Bu arka plan eşliğinde aşk, tutku, para hırsı, yoğun insan ilişkileri ve bencillikler anlatılıyor. Sıradan hayatları olan, “normal” insanların şartlar oluştuğunda nasıl birdenbire bambaşka kişiliklere büründüğünü, nasıl birden “hayvanlaştığını” anlatıyor. Adalet sisteminin işlenen suçlar karşısında nasıl çalıştığını görmek de ilginç. Sistemin “kendi doğruları” için gerçekleri görmezden nasıl geldiğini, adaletin uygulanmasında söz sahibi olanların bunu kendi doğruları için nasıl çarpıttıklarını görmek..

Zola’nın usta kalemi ve başarılı bir çeviri bir araya gelince okumaktan zevk alacağınız bir eser. Teşekkürler İş Bankası Kültür Yayınları.