Başın Öne Eğilmesin

Yazan : Hıfzı Topuz

Yayınevi : Remzi Kitabevi

Basım : 2007 Ocak – 5. basım

Okunma : 2017 Kasım

Sayfa Sayısı : 259

başın öne eğilmesin

Tanıtım bülteni :

Hıfzı Topuz bu romanda, belgelere dayanan özgün kurguyla Sabahattin Ali’nin Nâzım Hikmet’ten Bedri Rahmi Eyuboğlu, Orhan Veli ve Asaf Halat Çelebi’ye; Sabiha Sertel’den Vâlâ Nurettin, Rasih Nuri İleri, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz’a yayılan dostluğuna ve 41 yaşında karanlık güçler tarafından katledilmesine uzanan trajik yaşamına ayna tutuyor. Sabahattin Ali, 41 yıllık yaşamı boyunca Türk edebiyatının dünya dillerine çevrilen seçkin örneklerini vermekle kalmadı, yalnızca yurdu için bağımsızlık istedi, özgürlük istedi, çağdaşlaşma istedi.. Bu değerlerin düşleriyle yaşadı. Bu düşlerin bedeli sürgünler, hapishaneler ve sonunda Istranca ormanlarında tutuklanıp katledilişle ödenecekti.

      Kitabı bundan yaklaşık 10 yıl önce okumuştum. Siteye eklemek isteyince bilgilerimi tazelemek için yeniden okudum. Sabahattin Ali’nin edebi kişiliği hakkında söylenebilecek çok söz yok. 1948 yılında henüz 41 yaşındayken öldürülen yazarın kitapları 2017 yılında hala en çok satanlar listesine giriyor ve her eseri defalarca tekrar basım yapıyorsa zaten okuyucular hak ettiği yeri vermiş demektir.

Hıfzı Topuz bu kitabında arkadaşı ya da tanıdığı diyebileceğimiz Sabahattin Ali’yi tüm yönleriyle anlatmaya çalışmış. Bunu yaparken Ali’nin özel yaşamını da paylaşmış. Ali’yi anlatırken, onu övmeye çalışırken Atatürk’ün diktatör olduğunu, İnönü’nün her fikrin adamı olduğunu, Aziz Nesin’in huysuz ve geçimsiz biri olduğunu ve aynı zamanda Ali sayesinde tanındığını daha öncesinde o kadar popüler olmadığını da söylemeden geçmemiş. Ali’ yi anlatırken,onu övmeye ve üstün yanlarını anlatmaya çalışırken etrafındakileri ya da olaylarda adı geçenleri kötülemek ne kadar gerekli bilemiyorum. Ali’yi sorgulayan emniyet mensuplarının çirkin suratlı ,şaşı bakışlı olduğunu söylemek Ali’ye yapılanları daha da vahşileştirecek mi ?

41 yaşında,daha çok erken bir yaşta çok da net olmayan bir olaylar zinciri sonrası katledilen Ali, yaşasaydı daha bir çok ölümsüz eser bırakacaktı kuşkusuz. Ölümünün arkasındaki kişiler, kurumlar net olmamakla birlikte yazar bu katliamı CHP ile de bağlantılı olarak yansıtmış. Ne kadar doğrudur , cinayeti tamamen bir partiye yıkmak ne kadar mantıklıdır bilmiyorum.

Edebi kişiliği tartışılamayacak olmakla beraber ben Ali’nin bu kadar erken bir yaşta neden bu kadar büyük bir umutsuzluğa düştüğünü, neden ülkeden kaçmak istediğini, doğru dürüst bir plan yapmadan eşini ve çocuğunu bırakarak sınırı geçmeye çalıştığını anlayamadım. Daha gideceği ülke bile belli değilken, cebinde 3-5 kuruş para ile ne yapmayı umuyordu ?

Yayıncılık hayatına bir süre beraber devam ettiği ve çok iyi anlaşamadığı Aziz Nesin’in yakılmaya çalışılmasına( Sivas olayları ) rağmen hayatının sonuna kadar ülkesinde kaldığını düşününce Ali’nin yaptığı sanki biraz çabuk pes etmek gibi geldi bana. Belki bunda Hıfzı Topuz’un da kitapta belirttiği gibi yazarın rahat hayatı sevmesi, yemeğe-içmeye ve kadınlara düşkün olmasının da etkisi olmuştur. Bu özellikleri yazar kitabında defalarca tekrarlıyor. Bu kadar tekrar olunca da okumayı bitirdiğimde Ali’nin bu rahatı yakalamak için kaçmayı denediğini düşünüyorum ister istemez.

YKY’den çıkan Sabahattin Ali romanlarını ve şiirlerini okumanızı öneririm. Bu kadar yıl sonra dahi “en çok satanlar” listesine girmesinin boşuna olmadığını göreceksiniz.

Keyifli okumalar….