Struma

Yazan : Halit Kakınç

Yayınevi : Destek Yayınevi

Basım : 2012 Ağustos

Sayfa Sayısı : 231

struma

Kitap 1941 yılında Romanya’dan Filistin’e gitmek isteyen 769 Yahudi’nin bindiği Struma isimli gemi hakkındaki acı bir olayı anlatıyor.Sadece hayatta kalmak isteyen ve bu amaçla sahip oldukları herşeyi arkalarında bırakarak Filistin’e gitmek isteyen 769 kişi…

Bu benim Halit Kakınç’ın okuduğum ilk kitabı.Yazar hakkında çok fazla bilgi sahibi değilim. Yazar önyazısında  kitabı için “belgesel roman” tanımlamasını yapıyor.Ayrıca İshak Alaton’a ait önsöz ve arka kapak yazısı da var..

Kitabı değerlendirirken iki farklı açıdan konuyu ele almak isterim.İlki Struma faciasının kendisi. Olayı nasıl tanımlayacağımı açıkçası bilemiyorum. Facia ,cinayet,katliam… Bunların hepsi söylenebilir. Bu açıdan konu gerçekten çok çarpıcı ve bilgi edinilmesi gereken bir tarih olayı.

İkinci açı ise yazarın konuya bakışı,değerlendirmesi.. Diğer “belgesel romanlar” da olduğu gibi bunda da sık sık yazar tarafından eklenen diyaloglar ve ayrıntılar var. Zaten Halit Kakınç kendi önsözünde bu eklemelerden bahsediyor. Bu , yazarın kitabı daha ilginç ve okunur hale gelmesi için seçtiği bir yol.

Kitapta anlatılan tarihi gerçeklerin ne kadar aslına uygun olduğunu bilmediğim için , yazarın anlattıklarının doğru olduğuna inanmak durumundayım. Beni rahatsız eden kısma gelince : Struma gemisinin gerek yola çıkmadan önce gerekse tüm yolculuğu boyunca başına gelebilecek her türlü şanssızlık gelmiş ne yazıkki. Sanki işin sonu daha başlamadan belliymiş. Gözünü para bürümüş dolandırıcıların gemiye yolcu bulurken kullanılan ilanlarda Queen Marry gemisinin resimlerini kullanması ,anormal rakamlarda bilet fiyatları , hurda sayılacak bir gemiye kapasitesinin çok üstünde yolcu alınması…. Bunların yanına o dönemde konuyla ilgili olan tüm ülkelerin- buna Türkiye’de dahil – takındıkları tutum… Bunların hepsinin sonunda bir Sovyet denizaltısı tarafından motoru dahi olmayan Struma’nın batırılması ve 769 kişinin katledilmesi. Bu kadar terslik, şanssızlık, umursamazlık varken en çok yüklenilen ,en çok suçlanan tarafın Türkiye olması bana biraz anlamsız geldi. Bu insanları kaçmaya zorlayan Romanya ,ilgisiz kalan Avrupa ülkeleri  ve hatta gemiyi batıran Rusya dahi bu kadar suçlanmamış. Yunanlı şarkıcı Zozo ile Atatürk arasında geçtiği ileri sürülen olayın ,bu konuyla ne ilgisi olduğunu da okuyanların yorumuna bırakıyorum…

Halit Kakınç önyazısında “ Belgesel roman çok boyutludur.Yazarının, mensup olduğu coğrafya örtüsünden soyutlanması şarttır.Tarafsızdır. Olup bitenleri en nesnel verilerden hareket ederek yansıtmak, gerçeklere uymak zorundadır” demiş. Ama bence bu dediklerini kitabına yansıtamamış.

Sonuç olarak ,konu bir film yapılabilecek kadar  önemli.Hatta insanların öğrenmesi için mutlaka filmi çekilmeli.Ancak konuya ilgi duyanların Struma olayını sadece bu kitaptan öğrenmemelerini öneririm. Başka kaynaklardan yararlanmak daha faydalı olacaktır.